Oca 2012 05

Sosyal medyada ego tatmininin birkaç farklı dalı var. Bunlardan ilki elbette beğen / beğeneyim ilişkisi. Bu durumu profil fotoğrafını değiştirdiğinde sağa, sola haber salan “fotoğrafımı beğenir misin?” diyenler olarak açıklayabiliriz. Aslında bu sınıf da kendi arasında bazı kategorilere ayrılıyor. Bunu nazik şekilde, çaktırmadan yapanlar da var. “Profil fotoğrafımı gördün mü?” ya da “profil fotoğrafım nasıl?” gibi farklı kalıplara sokup altından gizli olarak “beğenir misin?” mesajını bilinçaltımıza empoze etmeye çalışanlar. İşte onlar az önce söylediğim gruba dahil oluyor. Bir de açık açık “Fotoğrafımı beğensene, ben senin fotoğrafını beğenmiştim” tarzı var. Bunu açıkca dile getiren insanlar gerçekten egosunu çok fazla tatmin etmek istiyor. Hep profil fotoğrafı üzerinden anlattım ama bunu söz, şiir ve şarkı bazında da düşünebilirsiniz. Aslında böyle düşünüldüğünde durumun daha da vahim olduğu ortaya çıkıyor. Tamamen karşılıklı olarak ilerleyen bu sistem sosyal medyanın kenarından köşesinden gerçek hayatımıza da sıçramaya başladı diyebilirim. Hatta bunu da geçen gün 3.5 yaşındaki kuzenimin “bana oyun açarsan sana çikolata alırım” demesiyle onayladım. Evet, çocuğun sosyal medyayla ilişkisi yok ama bir şekilde bulaşıyor işte. Esasında bu durum hep vardı, çıkarcılık. Ama son dönemlerde sosyal medya sayesinde daha da yükselişe geçti sanırım.

Ego tatmini kısmına gelecek olursak; ne kadar çok beğenenin, takip edenin, dürtenin varsa o kadar popülersin. Evet buna herhangi bir itirazımız yok. Fakat nedeni bilinmeyen bir şekilde birçok kişiden yukarıda yazdığım mesajlar geliyor, “durumumu beğenmene ihtiyacım var” vs. Bu aslında doğal bir beğenilme, takip edilme değil. Evet, birçok firma da yapıyor bunu; takipçi sayısını, beğeni sayısını sanal olarak arttırıyor ama durumun kişisel hesaplara sıçraması saçmalıktan öte gitmiyor.

İşin bir de “sorumlu hissetme” kısmı var, onu da eklemeden geçmeyeyim. Sırf ayıp olmasın ya da o benim bağlantımı beğendi, benim de karşılık vermem lazım diyerek beğen düğmesine tıklayanlar da yok değil. Bunlar naif insanlar, üzmeyin onları, kırmayın; sevin.

Şimdi efendim bir de Twitter var. Başlıkta sosyal medya kelimelerini bilerek kullandım çünkü diğer sosyal ağlarda da yukarıdakine benzer bir yapı sadece şekil değiştiriyor. Yani sosyal medya dendiğinde sadece Facebook değil, günde ortalama 190 milyon (Mayıs 2011 verilerine göre) girdi (tweet atılan) yapılan, günde yüzbinlerce yeni kullanıcının eklendiği Twitter’ın da mutlaka adını burada zikretmem gerek. Sosyal medyayla ilgili çok fazla istatistik vermek de istemiyorum. Çünkü onunla ilgili ayrı bir konu yazacağım. Twitter’da ise durum retweet ve metions şeklinde. Sen benim yazımı retweet edersen ben de ederim, metions sayesinde de muhabbetimiz koyulaşır tarzı hakim.

Yorum bırakın!